• Bir Savaş Romansı - Hatırlatma ve Unutma Arasında Çanakkale Savaşı
    Hem Batı’da hem de ülkemizde tarih ile edebiyatın birbirlerinden farklı oldukları, yaşamın farklı yerlerine tekabül ettikleri söylenegelmektedir. Böyle bir ayrım, bir yerde bilinebilir, doğrulanabilir bir geçmişin olduğunu ve tarihin bir bilim olarak kullandığı doğru yöntemlerle bu geçmişe ulaşabileceğini varsayar. Bu haliyle tarih, doğrular üreten, geçmişin hakikatine ulaşan bir “bilim” haline gelirken, edebiyata tamamıyla kurgusal bir öz atfedilmektedir. Tarih ile edebiyat arasında güven içinde kurulan bu ayrım ise daha ilk baştan meşum bir hiyerarşi kurmaya teşnedir. Bu hiyerarşide tarihin edebiyata nazaran üstün olduğu, edebiyatın hem kaynağı hem de nihai göndergesi olduğu ... Devamı
    45,00 TL
  • Osmanlı'da Pederasti (1451-1839)
    6 Ağustos 1572 çarşamba günü Topkapı Sarayı’nın içinde toplanan Divan-ı Hümayun’un önünde Şikem isimli bir kadın merakla bir karar bekliyordu. Belki de memleketi olan Bayburt’tan ilk defa dışarı çıkıyordu. Eşi olmadığı için evin çoğu işi gibi mahkeme işleri de kendisine kalan bu kadını tebaası olduğu imparatorluğun başkentine kadar sürükleyecek nasıl bir olay yaşandı? Kendi için bir dava olsaydı belki oralara kadar gitmezdi ama söz konusu olan oğlu ile alakalı bir konuydu. Bayburt’ta yaşayan ve devlet görevlisi olan Mehmed ile Okçu ismindeki iki adam oğlu Parlak’a tecavüz etmişti. Yerelde açılan mahkeme failleri suçlu bulmuştu lakin bu kişilerin devlet görevlisi olması ve ... Devamı
    55,00 TL
  • Hoşça Kal Kuzguncuk
    Yaşamak, insanlar için bilincin yerinde olma hali ise hafıza depomuzun en dipteki çeperleri, yaşamımızın başlangıç noktalarıdır. Bu noktalar benim için aynı zamanda İstanbul’un tarihî dokusu bakımından halen en az erozyona uğramış yerleşkesi olan Kuzguncuk’taki zaman tünelinin de en uzakta yer alan giriş kapısını oluşturur. Bütününü göz önüne aldığımda, caddelerde karşılaştığımız kalabalıkların arasına karışmış sıradan bir insanın, çocukluk yıllarına ait bir yaşam kesitini satırlara aktarmış olduğu olağan anlatımıyla, Kuzguncuk’ta filiz vermeye başlayan ana gövdesi, sosyal ilişkiler, aile bağları, yaşam tarzı, değerleri ve devrin kültürel atmosferini içine ... Devamı
    60,00 TL
  • Din, Devlet, Millet: Diyanet İşleri’nin 95 Yıllık Hikâyesi
    Hiçbir zaman, 1965 tarihli ve 633 sayılı teşkilat yasasının öngördüğü görevlerle sınırlı kalmamış olan Diyanet İşleri Başkanlığı, 1980 öncesinde siyasi kutuplaşma ve çatışma ortamına verdiği yanıtlarla gündemdedir. Tek Parti Dönemi’nden itibaren aynı çizgide olan hutbeler, 1970’lerde Diyanet Gazetesinde çıkan milliyetçi-muhafazakâr, devletçi-kalkınmacı yazılarla birarada kurumu siyasallaştırır. 1980 sonrası “milletçe dayanışma ve bütünleşme” rolü tanınan Diyanet İşleri Başkanlığı kurumsallaşmasını tamamlayıp toplumsal bir aktör olarak öne çıkar. Dinî alanda tek resmî otorite (tekel) olan kurum, aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfının kurulması ve ekonomik bir ... Devamı
    60,00 TL
  • An Ornamental Journal For The Ottoman Turkish Women: SÜS (16 June 1339 (1923) – 26 July 1340 (1924))
    The publication of women-oriented class journals, which was initiated within the last period of the Ottoman Empire and accelerated during the Second Constitutional Period, was pursued in the first years of the Turkish Republic as well. Women’s journals published within this period can be reckoned as the descendants of those published in the Ottoman Period. Süs is a women’s journal published precisely during this process of transition (1923-1924). The diversity of the content from literary works to entertaining parts, practical guides, political news and also intellectual articles, and the object to keep an equal distance between all of these different elements, brings forth the idea that Süs was published in accordance with ... Devamı
    225,00 TL
Kapat